Fakültemizde Açık Ders geleneği devam ediyor." Fazlurrahman Tarihselcilik ve Yaşayan Sünnet"

07 Kasım 2019 Perşembe

"Yaşayan sünnet" tabiri kulağa hoş gelmekte olup Hz. Peygamber’in sünnetini yaşanabilir kılmayı çağrıştırmaktadır. Böyle anlayanlar da yok değil. Yaşayan sünneti, sünnet-i mütevârise, yani Hz. Peygamber’den beri tevârüs edegelen sünnet olarak açıklayanlar da var. Peki, gerçekte yaşayan sünnet nedir, Fazlur Rahman bundan neyi kastetmektedir? Buna sünnetin kaynağı olan hadîsleri de ilâve ettiğimizde acaba Fazlur Rahman’ın bunlara karşı tavrı nasıldır? Bunu anlamak için dört şeyi irdelemek gerekir:
a. Oryantalistlerin “yaşayan gelenek” tabirini 
b. Nebevî sünneti
c. Yaşayan sünneti
d. Hadîsi
Fazlur Rahman’ın görüşlerini şöyle özetlemek mümkündür:
a. Schacht’ın aksine Peygamber’in sünneti erken dönemden beri vardır.
b. Sünnet sadece Peygamber’in sünnetinden ibaret değil, ayrıca ilk dönem fakihlerinin ictihâd-icmâ’ ilişkisinde ortaya koydukları şey olup yaşayan sünnet olarak adlandırılmaktadır.
c. Yaşayan sünnet Peygamber’in sünnetinin yorumlanmış şeklidir.
d. Sünnet bu şekilde yaşayarak devam ederken süreç Şâfiî tarafından sekteye uğratılmıştır. Şâfiî’ye göre sünnet hadîslerde nakledilen şeylerdir.
e.Oysa hadîs, yaşayan sünnetin sözle ifade, formüle edilmesidir.
Elbette burada klasik anlamda bilinen hadîs-sünnet ilişkisi muğlâk hale gelmektedir. Ayrıca yeniden ifade edilen hadîs-sünnet ilişkisi de açık değildir. Hadîslerin uydurulduğunu söylemek yerine formüle edildiğini söylemek gerçekte hadîs tarihini izah etmekte midir? Zira hadîslerin geç bir dönemin ürünü olduğunu söyleyen müsteşriklerle hadîslerin daha sonraları formüle edildiğini söyleyen Fazlur Rahman arasındaki fark sadece “formüle” kelimesinden ibaret kalmaktadır.   
 
"Yaşayan sünnet" tabiri kulağa hoş gelmekte olup Hz. Peygamber’in sünnetini yaşanabilir kılmayı çağrıştırmaktadır. Böyle anlayanlar da yok değil. Yaşayan sünneti, sünnet-i mütevârise, yani Hz. Peygamber’den beri tevârüs edegelen sünnet olarak açıklayanlar da var. Peki, gerçekte yaşayan sünnet nedir, Fazlur Rahman bundan neyi kastetmektedir? Buna sünnetin kaynağı olan hadîsleri de ilâve ettiğimizde acaba Fazlur Rahman’ın bunlara karşı tavrı nasıldır? Bunu anlamak için dört şeyi irdelemek gerekir:
a. Oryantalistlerin “yaşayan gelenek” tabirini 
b. Nebevî sünneti
c. Yaşayan sünneti
d. Hadîsi
Fazlur Rahman’ın görüşlerini şöyle özetlemek mümkündür:
a. Schacht’ın aksine Peygamber’in sünneti erken dönemden beri vardır.
b. Sünnet sadece Peygamber’in sünnetinden ibaret değil, ayrıca ilk dönem fakihlerinin ictihâd-icmâ’ ilişkisinde ortaya koydukları şey olup yaşayan sünnet olarak adlandırılmaktadır.
c. Yaşayan sünnet Peygamber’in sünnetinin yorumlanmış şeklidir.
d. Sünnet bu şekilde yaşayarak devam ederken süreç Şâfiî tarafından sekteye uğratılmıştır. Şâfiî’ye göre sünnet hadîslerde nakledilen şeylerdir.
e.Oysa hadîs, yaşayan sünnetin sözle ifade, formüle edilmesidir.
Elbette burada klasik anlamda bilinen hadîs-sünnet ilişkisi muğlâk hale gelmektedir. Ayrıca yeniden ifade edilen hadîs-sünnet ilişkisi de açık değildir. Hadîslerin uydurulduğunu söylemek yerine formüle edildiğini söylemek gerçekte hadîs tarihini izah etmekte midir? Zira hadîslerin geç bir dönemin ürünü olduğunu söyleyen müsteşriklerle hadîslerin daha sonraları formüle edildiğini söyleyen Fazlur Rahman arasındaki fark sadece “formüle” kelimesinden ibaret kalmaktadır.